Revani

Revaniyi limon aromalı mı portakal aromalı mı seversiniz? Biz bu sefer portakalı denedik.

Revani

Malzemeler:

1 portakal kabuğu
Kabartma tozu
Vanilya
4 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
2 su bardağı un
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı şeker
1 su bardağı irmik

Yapılışı:

Yumurtaları veşekeri bir kapta mikserle iyice çırpın. Daha sonra diğer malzemeleri ekleyerek bir kaşık yardımıyla karıştırın. Karışımı yağlanmış cam bir tepsiye dökün. Tepsinizi önceden 180 °C’ye kadar ısıtılmış fırına koyarak 20 dakika kadar bekletin. Daha sonra 5 bardak suya 4 bardak şekeri ekleyin. Çeyrek portakalı dilimleyerek şerbetin içine koyun ve kaynatın. Şerbeti revaninin üzerine dökmeden önce bir kevgir yardımıyla portakal parçalarını alın. Şerbeti ılık halde revaniye azar azar dökün. Revanimiz tamamen soğuyunca üzerini hindistan ceviziyle süsleyin. Tercihinize göre kaymakla servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.

Bir Güzel Yemek Sitesi: Şükran Göksel

Sevgili yengem sofradaki hünerlerini yalnızca sofrasına oturanlara değil herkese gösterebilmek için güzel bir yemek sitesi yapmış. Yemeklerin adları tıpkı annenizin yemek tarifleri defterindeki gibi tarifi aldığı komşunun adıyla anılıyor: Cemile Teyze’nin lokma tatlısı, Muzaffer Hanım Un Kurabiyesi… Şükrane (bu muhtemelen kendi tarifi), Çiğne yut böreği gibi bazı yemeklerin adının hikayesi ise kendisinde saklı. Yöresel yemekler de bu sitede yer alıyor. Sitenin güzel yanı ise tüm tariflerin uygulandıktan sonra resmedilerek sitede paylaşılmış olması.

Sitenin bağlantısı: http://sukran.goksel.com/

Sukran Goksel

Brokoli Çorbası

Brokoli ÇorbasıMalzemeler:

  • 0,5 kg brokoli
  • 3 su bardağı su
  • 1 su bardağı süt
  • 50 g tereyağı
  • 1 adet soğan
  • 2 çorba kaşığı un
  • Tuz

 

Yapılışı:

Brokoli 3 su bardağı suda 20 dakika kadar haşlanır. Soğan, tereyağında un ile birlikte kavrulur. Brokolinin haşlama suyu kavrulan soğanın üzerine 3 bardak suya tamamlanarak sütle birlikte eklenir. Brokoliden küçük bir parça ayrılarak kalan brokoli de son olarak çorbaya katılır. Çorba kaynamaya başlayınca blender yardımıyla parçalanır. Birkaç dakika kaynamaya bırakılır. Çorbaya eklenmeyen brokoli, çorba servis edilirken minik parçalar halinde çorbanın üzerine atılır.

Patlıcanlı Malatya Kebabı

Yaptım, çok da güzel oldu. Siz de kolayca yapabilirsiniz. Uygulamayı yaparak yazdığım için tarife aynen uyabilirsiniz.

Patlıcanlı Malatya Kebabı

Malzemeler:

7 adet orta boy patlıcan
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
1 kg kuşbaşı et
6 adet orta boy domates
3 yemek kaşığı sıvı yağ
50 gr tereyağı
5 adet tatlı sivri biber

Yapılışı:

Soğan kullanmayacağımızı peşin peşin söyleyeyim. Malzemeler yazılırken unutulmadı yani. Vakit alacağı için önce etimizi kısık ateşte iyice haşlıyoruz. Haşlama işlemi biterken tuzunu ve karabiberini ekliyoruz. Haşlanma süresinde diğer işlerimizi yapabiliriz. Patlıcanları bir kaç yerinden deldikten sonra, ocak üstündeki ateşte, folyoya sararak fırında veya mangal üzerinde közlüyoruz. Kabuklarını soyduktan sonra patlıcanları ince ince dilimliyoruz. Fırın tepsimizin altını tereyağı ile iyice yağladıktan sonra (ben bu işi biraz yumuşamış tereyağını yağlı kağıtla tutup tepside gezdirerek yaptım) ince ince dilimlediğimiz patlıcanları tepsiye diziyoruz. Domateslerimizin kabuklarını soyduktan sonra asla hiçbir aşçının gerçekte başaramadığı küp küp kesme işlemini gerçekleştirmeye çalışın. Domatesi sıvı yağla birlikte tuz ve karabiber ilavesiyle bir tavada sos kıvamına gelene kadar pişirin. Şöyle diyelim: Domatesler pembeleşene kadar… Tatlı sivri biberlerimizi de halka halka veya ince şeritler halinde kıyarak hazırlayın. Etimiz haşlandıktan sonra tepsiye dizdiğimiz patlıcanların üzerine etimizi diziyoruz. Bunun üzerine de domates sosumuzu döküyoruz. En üste de biberlerimizi döküyoruz. Üzerine tercihen eti haşladığımız sudan veya bir su bardağı kadar sıcak su koyuyoruz. Hem tepsinin üzerindeki biberlerin yanmaması için hem de kebabın iyi pişmesi için alüminyum folyo ile tepsinin üzerini kapatıyoruz ve 170 °C sıcaklığında fırında yarım saat bekletiyoruz. Fırından almadan 5 dakika kadar önce folyoyu çıkarıyoruz. Servis yaparken üzerine isteğe bağlı olarak kızgın tereyağı gezdiriyoruz. Afiyet olsun.

 

Mehmet Yiğit Göksel ile Siron

Oğlum Mehmet Yiğit’ten yöresel bir lezzet olan Siron’un tarifini izleyeceksiniz. Siron Ziron, Sırrın adlarıyla da bilinir. Gümüşhane, Kelkit, Bayburt, Artvin, Giresun ve Elazığ’ın sahiplendiği bir yemektir. Pideyle de yapılır. Burada tavukla yapılan tariftir ancak genellikle tavuksuz olanı yaygındır.

Siron

Alman Pastası

Alman PastasıKek için malzemeler:

2 yumurta
1 çay bardağı şeker
1 çorba kaşığı margarin
1 çay bardağı yoğurt
3 çay bardağı un
Limon kabuğu rendesi

 

Krema için Malzemeler:

1 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
Vanilya
Limon kabuğu rendesi
Pudra şekeri

Yapılışı:

Tüm kek malzemelerini karıştırıp, yağlanmış kek kalıbına dökün. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 20 dakika kadar pişirin. Kek pişerken krema malzemelerini de karıştırarak pişirin. Kaynadıktan sonra fazla katılaşmaması için uzun süre ocağın üzerinde tutmayın. Keki ortadan ikiye ayırın. Alt katın üzerine kremayı dışarıya taşacak gibi serin. Bu katın üzerine kekin üst parçasını kapatın. Kekin üzerine bir elek veya çay süzgeci yardımıyla bolca pudra şekeri gezdirin.

Afiyet olsun.

İç Denetim Hakkında 5 Klasik Efsane

Richard Chambers‘ın 20 Haziran 2012 tarihli “Five Classic Myths About Internal Auditing” adlı makalesi Ali Göksel tarafından Türkçe’ye çevrildi.

Efsaneler bize bizim hakkımızda pek çok şey anlatır. Veya en azından başkalarının dünyayı nasıl gördükleri hakkında bilgiler verir. Fakat görünen o ki en yanlış efsaneler, en zor düzeltilebilen efsanelerdir. Özellikle de içerisinde bir doğru bilgi kırıntısı saklanmışsa bu efsaneleri yıkmak neredeyse imkânsızdır.

Modern iç denetim mesleği 100 yıla yakın süredir hayatımızda. Bu süre içerisinde iç denetim mesleği hakkında bu kadar efsanenin ve yanlış anlamanın üretilmesi oldukça şaşırtıcı. Aşağıda bahsedeceğimiz efsanelerin her birinin genellikle yanlış olmasına rağmen güçlü bir şekilde yayılıyor olduğu gerçeği, kendi kurumlarımız için de bu durumdan pay çıkarmamız gerçeğine işaret ediyor. Acaba bizler de bu efsaneleri kuvvetlendirecek davranışlar içerisinde miyiz? Yoksa mesleğin zaman içerisinde ne kadar değiştiği hakkında farkındalık yaratacak eylemlerde bulunuyor muyuz? Buna siz karar verin.

Efsane 1: İç Denetçiler Eğitimli Muhasebecilerdir.

İç denetim hakkındaki en yaygın yanlış kanaatlerden biri de iç denetçilerin yalnızca kurumlarının mali kayıtlarına yoğunlaşmış “pösteki sayıcı” muhasebeciler olduğudur. Bu iç denetim efsanesinde bir “gerçek” kırıntısı yok da değildir. Bir hesap uzmanlığı veya muhasebecilik geçmişi, iç denetim kariyeri için de faydalı olabilir. Fakat iç denetçiler yaygın olarak suiistimal riskleri, uygunluk sorunları ve muhasebe ile hiç ilgisi olmayan sayısız icrai konular üzerinde çalışırlar. Hatta denetçilerin geçmişleri denetledikleri işlemlerden çok farklı bir alanda da olabilir. Muhasebe eğitimi, kariyer başarısı için tek yol değildir; bugünlerde artık en tercih edilen yol da değildir. IIA Denetim Yöneticisi Merkezi tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, denetim yöneticilerinin iş başvurularında analitik / eleştirel düşünme yeteneği, veri madenciliği becerileri, iş zekâsı ve BT becerilerine, muhasebe eğitiminden daha fazla önem verdiklerini ortaya koyuyor.

Efsane 2: İç Denetçiler Her Şeye Kusur Bulurlar.

İç denetçiler için yapılan pek çok esprinin ana fikrinde, sadece proseslere ve “gerçek iş” yapanları iki paralık etme hedefine kilitlenmiş iç denetçiler vardır. Bu efsaneye göre iç denetçiler önemli sorumlulukları görmezden gelinerek savaş bittikten sonra yaralıları süngüleyen bir grup olarak görülmektedir.

Gerçekte elbette iç denetçiler küçük detaylarla uğraşmak yerine önemli risklere odaklanırlar. İç denetim kaynakları sınırlıdır ve iç denetçiler küçük meselelere çok fazla yoğunlaşırlarsa büyük risklere ve iç denetimin kalbi olan kontrollere ayırabilecekleri zamanı daraltmış olurlar. Her iç denetçi 6 TL’lik bir hatayı raporlamaktansa 6 milyon TL kazandıracak bir maliyet düşürücü öneriyi sunmayı tercih eder.

Efsane 3: İç Denetçiler Özellikle Sormadıkça Hiçbir Şey Anlatmamak En İyisidir.

Bu efsane oldukça zarar vericidir. Bu talihsiz tavsiye çok sayıda “Bir İç Denetçi Nasıl Sağ Kalır” makalesi yazılmasını gerektirir. İç denetimin muhatapları, arkadaşlarına bu tavsiyeyi verebilmekteler ve bu durum iç denetimin veriminin düşmesine ve herkesin vaktinin alınmasına neden olmakta. İç denetçiler, denetim görenlerin bilgileri kasıtlı olarak gizlediklerini düşündüklerinde bu gizlenen bilgilere de erişebilmek adına iç denetim alanını daha geniş tutacaklardır. İç denetimin amacı işletmenin operasyonlarına değer katmak ve onları iyileştirmektir. Bu yüzden bilgi saklamak, çalışan herkesin aleyhine bir davranıştır.

İç Denetim Karikatür

Efsane 4: İç denetçiler iç denetim “hedeflerini” seçerken bir sırayı takip ederler ve standart kontrol listeleri kullanırlar. Bu yüzden her defasında aynı konuları denetlerler.

Bu efsane her geçen yıl geçerliliğini yitirmektedir. Mesleki standartlarımız önceliklerin belirlenmesi, denetim planlarının geliştirilmesi ve programlanması ile kişisel denetim planlamalarının yapılabilmesi için risk temelli planlara ihtiyaç duyar.

Açıkçası bazı riskler düzenli aralıklarla tekrarlı denetimleri gerektirir. Kanun koyucu tarafından istenen uygunluk gözden geçirmeleri gibi denetim programlarının ve kontrol listelerinin yıldan yıla büyük değişiklik göstermeyeceği denetim tipleri de vardır. Fakat iç denetim genellikle organizasyonun risklerinin değişmesiyle her an değişebilecek dinamik bir iştir.

Efsane 5: İç Denetim, Kurumsal Bir “Polis Görevidir”

Topes’un söylediği gibi “Denetçi bekçi köpeğidir, tazı değil”. Tecrübeme göre en iyi iç denetçiler denetlenenle dostane ilişkiler kuranlardır. Bir iç denetçi suçlayıcı veya saldırgan davranışlar içindeyse, kolaylaştırıcı, işbirliği yapan ve bulgularla ilgili olarak yardımcı olan birisine göre dirençle daha çok karşılaşacaktır. Bu klişeyi kırmak çok önemlidir. Çoğu iç denetçi grupları aktif bir şekilde muhataplarını, iç denetçileri polis değil birer koç gibi görmeleri yönünde teşvik etmekteler.

Bu efsanelerin her biri 20. yüzyılda bugünküne göre gerçeğe daha yakındı. Bu kalıpların haklılığını güçlendiren birkaç örnek üzerinden fikre sahip olmak kolaydır. Fakat ne yazık ki; iç denetçilerin bu efsanelere gereksizce katkı yaptığı pek çok durum da mevcuttur. Acaba bu efsane olarak anlatılanlardan herhangi biri sizin için veya iç denetim grubunuz için doğru mu? Eğer doğruysa, başarmaya çalıştığınız şeye ve amaçlarınıza nasıl ulaşacağınıza dair planlarınıza iyiden iyiye bakmanın zamanı gelmiş demektir.

Algıları değiştirmek zaman alır ve klişeleri kırmak için pek çok kişinin birlikte eforu gereklidir. Mesleğimizin imajı hızla düzelmekte ancak paydaşlarımızın mesleğimizi anlamaları için yapılacak hala çok iş var. Her birimiz bu efsaneleri ve yanlış anlamaları gerek muhataplarımıza doğru bilgileri vererek veya daha büyük ölçekte denetim konusunun anlatıldığı seminer veya konferanslarla düzeltebiliriz.

Her iç denetim grubu kendine mahsustur ve bu efsanelere ilişkin bakış açınız benimkinden farklı olabilir. Sizin iç denetim biriminiz yukarıda bahsedilenler hakkında son zamanlarda bir şey yaptı mı? Eğer yaptıysa bize bildirin; öneriler sizde işe yaradı mı görelim.
Richard-ChambersRichard F. Chambers, CIA, QIAL, CGAP, CCSA, CRMA, Uluslararasi İç Denetim Enstitüsü’nün (IIA) başkanı ve CEO’sudur. “Chambers on the Profession” adlı blogunda iç denetim mesleğinde 40 yılı aşan deneyimiyle kişisel fikir ve görüşlerini paylaşmaktadır.