Davulcu

– Neriman. Davulun tokmağını bulamıyorum. Nereye sakladın yine?

– Geçen yıl Ramazan bitince söylemiştim sana tokmak yine lazım olacak, iyi sakla diye. Nereye koyuysan bul şimdi. Senin bu düşüncesizliğinden, paspallığından gına geldi artık. Annem söylemişti zaten, o adam sana göre değil, gençliğine yazık diye. Beni ne doktorlar, avukatlar…

Neriman Hanım’ın sözleri bitmeden sert bir kapı kapanma sesi duyulur. Ramazan Bey tokmağı bulmuş, karanlık sokaklara dalmıştır bile. Bu sahur davulculuğu işini geçen yıl iş arkadaşı Şaban önermişti ona. Ramazan Bey bu işten hatırı sayılır bir para kazanmasa da birkaç eksiğini gediğini kapatabilecek kadar bahşiş kopartabiliyordu. Günü nasıl da zorlu geçmişti Ramazan Bey’in. Kafası bir sürü sorunla meşgul, davulun ipi memuriyetin alametlerinden olan kamburunu bir o kadar daha büküyor.

Güm güm de güm güm

ramazan davulcusu“Ah Neriman, peki sen bana hiç gün yüzü gösterdin mi? Bir sabahçık olsun ben işe giderken arkamdan güle güle kocacığım dedin mi? Ne gezeeer. Her gün kavga, her gün niza.”

Davula daha hızlı vurmaya başlar:

Güm güm de güm güm

Güm güm de güm güm

“Güya tokmağı ben kaybetmişim. Ulan tokmağı ben kaybettiysem, tokmak senin çamaşırlarının arasından nasıl çıkıyor be. Şu mübarek Ramazan’da kötü kötü söyletecek beni.”

Davula tüm gücüyle vurur:

Güm güm de güm güm

Güm güm de güm güm

Bu sırada pencerelerden birkaç baş fırlar.

– Uyandık be kardeşim. Yeter, yavaş çal şu davulu.

– Nerede o davulcu? Hanııım, mermileri nereye koymuştun?

Ramazan Bey hiç kimseyi duymaz.

“Tabii, biz eşek olduktan sonra semer vuran çok oluyor. Evde aynı terane, işte aynı. Ah o şef olacak Temel Bey. Daha doğrusu Dangalak Temel Bey. Bana sorsanız soğan başı bile olamaz ya, bizim başımıza gelmiş. Şimdi burada olacak ki şu tokmağı kafasına kafasına…”

Güm güm de güm güm

Güm güm de güm güm

“Sen tut on beş yıl mürekkep yala, yirmi iki yıl bir kırık masada dirsek çürüt, üç kuruş maaşına rağmen rüşvetlere tenezzül etme, kimse de senin kadrini bilmesin. Ramazan Bey yapsın, Temel Bey terfi etsin. Yükü taşıyan eşek, soluyan it.”

Güm güm de güm güm

Güm güm de güm güm

– Sustur şu davulu. Artık herkes yemeğini yedi. Neredeyse ezan okunacak.

– Hanııım. Hâlâ mermileri bulamadın mı?

– Ulan ben senin gibi davulcunun…

Güm güm de güm güm

“Böyle karıya… böyle kaynanaya…böyle şefe…böyle dünyaya…”

-Kocacığııım, mermileri buldum al.

“Böyle kadere… böyle davula…”

İki el silah sesi duyulur, küçük bir de feryat…

Comments are closed